Kayıtlar

avustralyada okul etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bu yazı da evde çocuk bakan analara gelsin

Resim
Bu aralar çalışmadığım için Mavi bende. Çocuk da dünyanın en sessiz sakin, uslu, bebek arabasına koydun mu gıkını çıkarmadan duran, bi uyudu mu sabahlara kadar mışıl mışıl uyuyan, yemesi içmesinde hiçbir sorun olmayan pırlanta gibi bir çocuktu. Ancak ne olduysa bu son sene, ‘vermiş olduğu rahatlığın’ acısını çıkarırcasına ufak bir canavara dönüştü! Literatürde yok ama, bir 7 yaş sendromu yaşadığımız kesin. Bittim yeminle! Enerjim yetmiyor yaw oğlana. Bir aydır da malum Avustralya yaz tatilinde, okul yok, haliyle Mavi benimle.  Gerçi kendi bütün gün ‘ipad’ oynasa o mutlu olacak, ama ben de bilinçli anneyim –belki de gıcığım artık ne derseniz- sürekli ekrana bağlanmasın diye yok müzeydi yok hayvanat bahçesiydi falan gezdir gezdir, tükendim. Neyse, ben artık kafayı tırlatıyordum ki, ‘Vacation care’ denen şeyin varlığını hatırladık ve bugün sabahın köründe babası götürdü. (Vacation care, okullar tatildeyken çalışan ailelerin çocukları için okuldaki bakım yeri. Her günkü aktivi...

Lollypop Ladies

Resim
Az önce Mavi'yi okuldan almaya gittim. Her sokak başındaki trafik işaretleri zaten tam tekmil çalışıyor. Trafik ışığı olmayan yerlerde de yaya geçidindeysen, ayağını yola uzattığın an yirmi tonluk tırlar bile hemen duruyor. Zaten okul başlama ve bitiş saatlerinde, okul çevresindeki 70 km’lik yollardaki azami hız 40’a düşüyor. Ancak bu güvenliğe yetmiyor olmalı ki; okul giriş çıkış vakitlerinde ta üç sokak öteden görülen fosforlu üniformalarıyla yol geçiş görev lileri ellerindeki 'Stop' yazan pankartları -kırmızı ışık yandığı için zaten duran- arabalara doğru tutarak sizinle birlikte karşıdan karşıya geçiyorlar. İşleri bu! Onlara, genelde yaşlı ve bayan olduklarından ve ellerinde tuttukları şeyden ötürü ‘lollypop ladies’ deniyor. Dünyanın bir yerinde hayat bu kadar önemli işte! Bir diğerinde ise canları pahasına atladıkları şişme botta parasızlıktan can yeleği bile takılamamış çocuk bedenleri sahillere vuruyor! Dünyanın bir tarafında insan hayatı 'bu denli' değerli ...

AVUSTRALYA’DA İLKOKUL OKUMAK VARMIŞ!

Resim
Avustralya’daki ilk okul eğitimi beş yaşında ‘Prep’ denen hazırlık senesi ile başlar.  Çocuklar daha dört yaşında bir sene öncesinden, okula kaydını yaptırır. O seneki eğitimin sonuna doğru üç beş defa birer saatliğine bir sonraki sene başlayacakları okullarına gelir, oyun oynar, öğretmenleriyle tanışır, kütüphane neresi, tuvalet neresi öğrenir, okula alıştırma yaparlar. Sonra bi bakarsınız yaz tatilinde eve çocuğunuzun adına mektup gelir öğretmeninden, seni dört gözle bekliyorum, güzel bir yaz tatili geçir ve seneye bol enerjiyle gel diye. Çocuk heyecanlanır, heveslenir. Ailecek herkesin yüzü güler. Derken yaz biter ve Ocak sonu Şubat başı beklenen gün gelir, öğrenciler üniformalarını giyer ve okula giderler. Çocuklar sınıflara girer, ‘Prep’ velileri ise ‘Cheers and Tears’ partisine geçer, sabahın köründe şampanya patlatıp peynir yenir, kutlama yapılır. :) İlk ay çocuklar okula sadece dört gün gider. Çarşambaları ‘off’tur, çocuğu beş gün art arda sıkmazlar. İlk hafta heme...

Okulda sharing günü

Resim
Mavilerin okulda her hafta Pazartesi ‘Sharing’i var. Evden bir şey götürüp sınıfta bunu sunuyor. Amaç topluluk önünde konuşmak, bir iki cümle de olsa evde bunun hazırlığını yapmak. Ancak olay amacından biraz şaşmış durumda. Nitekim çocuklar okula elma, armut ne bileyim hafta sonu yaptıkları resmi filan götürüp sunmuyor. Daha çok oyuncaklarını götürmeyi tercih ediyorlar. Haliyle, herkes en son alınan janjanlı oyuncağını anlatıyor diğerlerine. Çocuğa TV izletmiyoruz, reklamları   canlı yayın sınıfta izliyor mübarek! Geçen geldi, Beyblade istiyorum diye tutturdu. Çıktık bakmaya. Oraya bak buraya bak, neticede çıka çıka aptal bi topaç çıktı. Dükkandakiler dedi ki çok az kaldı, gelir gelmez hemen bitiyor, bu aralar çok popüler. Bildiğin topaç lan! Ama topaç deyip geçmemek lazım, tanesi 10 dolar! Nasıl bir pazarlamaysa artık. Bu tabi sırf topaç kısmı. Bi de bunun döndürme mekanizması var, içinde döndürmek için plastik kutusu var, hepsi ayrı. Sadece topacı alırım, nasıl döndürürsen dö...

Depresyon ve Avustralya

Burada eğitim öyle iyi, şöyle güzel diye yazıp yazıp duruyorum. Çocukları sıkmıyorlar, sürekli gırgır şamata, ev ödeviyle yormuyorlar, oyunla öğreniyorlar, her şey güllük gülistanlık… Tabi ki çocuğun hayal gücünü, kendine olan güvenini kırmamak başka bir şey, ancak iş sanki biraz çığrından mı çıkıyor ne? Haftasonları, tatillerde bayramlarda hep eğlence, spor, kahkaha… Misal Pazartesileri Maviler okulda klasik ‘how was your weekend’ ritüeline başlamışlar bile. Geçenlerde çok meşguldük ve tüm hafta sonu evdeydik. Çocuk Pazar akşamı uff ben şimdi Pazartesi ne anlatıcam, haftasonu hiç bişey yapmadık dedi. Ben dumur oldum tabi. İlla bir şey yapıp eğlenmek zorunda mıyız? Bi sefer de sıkılarak evde otursak olmaz mı? Kötü eleştiri yok, yaptığın sürekli övülüyor, mütemadiyen pozitif şeyleri öne çıkarıyorlar. Eee? Bu çocuklar büyüyor, sonra en ufak bi eleştiriye, strese dayanamayan yetişkinler olup çıkıyorlar. Ülkede herkes depresyonda anasını satayım!  Üniversite öğrencileri bizi...

Okul dönemi bitti

Resim
Ve okulun ilk günü çocukları sınıfa bırakıp ardından velilerle şampanya patlattığımız yıl geride kaldı. Okulun son günü ise çocukları sınıftan alıp yan taraftaki parkta ana-babalar hep beraber barbekü yaparak yılı tamamladık. Okul-aile birliği bu olsa gerek! Yıl boyu sınıf işlerine yardım için kuru bir email yerine kartpostal ve çikolata almak da işin keyfi oldu:)

Magic

Resim
19 Aralık 2017 Okuldan "SİHİR" geldi. Santa'nın geyikleri için sihirli yem. Christmas öncesi gece çimlerimize dökecekmişiz, geyikler kızağı çekip yemlere gelecek, Noel Baba da bizim evi atlamayacak, hediyeleri getirecekmiş... Geçenlerde bi bakan açıklama yaptı, biz Hristiyan bir toplumuz, tüm inançlara saygılıyız diye politikanın ucu kaçtı kendi inancımızı yaşayamaz olduk cinsinden bir konuşmaydı. Meğer eve sihirli yem gönderemiyorlarmış. Daha yeni bi arkadaşımdan duydum, TRdeki bir okulda  din kitabına çiçek çizen öğrenciye öğretmeni "yaptığın çok günah, içinde ayetin anlamı yazan kitabı nasıl karalarsın, bunun için cehennemde yanacaksın" demiş. Yaklaşımlar biraz farklı  :) Herkese sihirli yıllar diyim, ne diyeyim.

Crazy Socks Day

Resim
Kasim 2016 Disco Day, Pyjama Day, Favorite Character Day, 80s Day, 100th Day of School'dan sonra bugün de "CRAZY SOCKS DAY" idi! Bir an kendi çocukluğumu hatırladım. Ankara'nın yağmuru yutup da üstüne basınca üzerinize çamur kusan kaldırım taşları yüzünden annemin beyazlatıcılarla yıkadığı sakız gibi bembeyaz çoraplarım okula gidene kadar dalmaçyalı köpeğe dönerdi her gün, sinir olurdum tüm gün o benekli çoraplarla gezmekten...

İlk okul performansı

Resim
Ve bir ilk okul döneminin daha sonuna geldik (3ü bitti 1i kaldı). Tatilde Sinekli Bakkal’ı okuyup özetini çıkarın yerine müzeye gidin, biraz bahçenizde vakit geçirin, bi arkadaşınızı ziyarete gidin, ne yaparsanız yapın ama eğlenin ve güvende olun temennisi edildi. (Yıllar geçti ama o Sinekli Bakkal özetinin acısı hala aklımda, hayır güzel de kitaptı lafım yok ama yani, tatilde…) Sene başında söylenmişti, her sene okulumuz öğrencileri bir performans (tiyatro) sergileyecekler. Ben de çok üzerinde durmadım, biz de yapmıştık çeşit çeşit müsamereler Okuma Bayramında. Ancak bu iş başka. Boyutu giderek büyüdü. Vakit geçtikçe Mavi evde bir takım danslar yapıp şarkılar söylemeye başladı. Pratiklerin sıklığı arttı. Her hafta okuldan haber gelmeye başladı, biletler satışa çıktı, çıkacak diye. Evet evet çocuğumuzu internetten para verip satın aldığımız biletlerle bildiğiniz profesyonel bir tiyatro sahnesinde izledik. ‘Rehersal’ için bir gün mekana otobüs kaldırıldı, hep beraber oraya gittil...