Kayıtlar

çocuk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Cesaret vs. Salaklık

Mavi salondaki koltuğun tepesine oturmuş, arkaya yere de bi tane yastık koymuş, kafa üstü geri geri kendini yere atıyordu. 'Oğluummm napıyosunnn!!' dediğimdeyse 'Bak ben ne kadar brave'im (cesurum)' dedi. Mavicim dedim, 'bak şunu iyi dinle, cesurluk iyi bir şeydir, ama cesurlukla salaklık arasında çok ince bir çizgi var, incecik, işte hayat bunun üzerine kurulu, bunu daha çok ergenlikten yetişkinliğe geçtiğin vakit kavrıyorsun, ama yine de şimdiden senin kulağına küpe olsun' dedim.

Okulda sharing günü

Resim
Mavilerin okulda her hafta Pazartesi ‘Sharing’i var. Evden bir şey götürüp sınıfta bunu sunuyor. Amaç topluluk önünde konuşmak, bir iki cümle de olsa evde bunun hazırlığını yapmak. Ancak olay amacından biraz şaşmış durumda. Nitekim çocuklar okula elma, armut ne bileyim hafta sonu yaptıkları resmi filan götürüp sunmuyor. Daha çok oyuncaklarını götürmeyi tercih ediyorlar. Haliyle, herkes en son alınan janjanlı oyuncağını anlatıyor diğerlerine. Çocuğa TV izletmiyoruz, reklamları   canlı yayın sınıfta izliyor mübarek! Geçen geldi, Beyblade istiyorum diye tutturdu. Çıktık bakmaya. Oraya bak buraya bak, neticede çıka çıka aptal bi topaç çıktı. Dükkandakiler dedi ki çok az kaldı, gelir gelmez hemen bitiyor, bu aralar çok popüler. Bildiğin topaç lan! Ama topaç deyip geçmemek lazım, tanesi 10 dolar! Nasıl bir pazarlamaysa artık. Bu tabi sırf topaç kısmı. Bi de bunun döndürme mekanizması var, içinde döndürmek için plastik kutusu var, hepsi ayrı. Sadece topacı alırım, nasıl döndürürsen dö...

Crazy Socks Day

Resim
Kasim 2016 Disco Day, Pyjama Day, Favorite Character Day, 80s Day, 100th Day of School'dan sonra bugün de "CRAZY SOCKS DAY" idi! Bir an kendi çocukluğumu hatırladım. Ankara'nın yağmuru yutup da üstüne basınca üzerinize çamur kusan kaldırım taşları yüzünden annemin beyazlatıcılarla yıkadığı sakız gibi bembeyaz çoraplarım okula gidene kadar dalmaçyalı köpeğe dönerdi her gün, sinir olurdum tüm gün o benekli çoraplarla gezmekten...

İlk okul performansı

Resim
Ve bir ilk okul döneminin daha sonuna geldik (3ü bitti 1i kaldı). Tatilde Sinekli Bakkal’ı okuyup özetini çıkarın yerine müzeye gidin, biraz bahçenizde vakit geçirin, bi arkadaşınızı ziyarete gidin, ne yaparsanız yapın ama eğlenin ve güvende olun temennisi edildi. (Yıllar geçti ama o Sinekli Bakkal özetinin acısı hala aklımda, hayır güzel de kitaptı lafım yok ama yani, tatilde…) Sene başında söylenmişti, her sene okulumuz öğrencileri bir performans (tiyatro) sergileyecekler. Ben de çok üzerinde durmadım, biz de yapmıştık çeşit çeşit müsamereler Okuma Bayramında. Ancak bu iş başka. Boyutu giderek büyüdü. Vakit geçtikçe Mavi evde bir takım danslar yapıp şarkılar söylemeye başladı. Pratiklerin sıklığı arttı. Her hafta okuldan haber gelmeye başladı, biletler satışa çıktı, çıkacak diye. Evet evet çocuğumuzu internetten para verip satın aldığımız biletlerle bildiğiniz profesyonel bir tiyatro sahnesinde izledik. ‘Rehersal’ için bir gün mekana otobüs kaldırıldı, hep beraber oraya gittil...

Avustralya İlkokul aktiviteleri devam...

Mavi’nin okulda bu hafta epey bi aktivite vardı. Çarşamba günü ‘40 Hour Famine’ vesilesiyle herkes okula ‘gold coin’ donation yaptı. Toplanan para ihtiyacı olan bir ülkeye gönderiliyor. Bu ‘famine’ yani kıtlık etkinlikleri her ülkede farklı bir şekilde yapılıyormuş. Amerika ve Kanada’da 30 saat, İngiltere’de 24 saat, Avustralya ve Yeni Zelanda taraflarında ise 40 saat süresince. Amaç ise dünyadaki açlık için hem farkındalık yaratmak hem de para toplamak için gönüllü oruç tutm ak. Bu sadece yemek yememek değil, senin için ne önemliyse ondan vazgeçmeni istiyorlar, teknoloji, mobilya ya da konuşmak… Diğer ülkelerdeki pratiğini bilemiyorum ama burada amaç genç kuşaklara üçüncü dünya ülkelerinde yemek ya da su bulamayan, evsiz yaşayan insanlarla empati kurmayı öğretmek. Misal Maviler okulda bir gün boyunca bilgisayar ve elektrik kullanmamış, başka sınıflar mobilya kullanmamış, yere oturmuşlar. Farklı farklı yollarla kıtlığın ne olduğunu az buçuk öğretmeye çalışıyorlar. http://www.40hourf...

İmacıneyşın / Secret

Resim
Geçenlerde ‘Secret’i okudum, evet farkındayım biraz geç oldu ama anca vakit buldum. Bi kısmı mantıklı bi kısmı enteresan geldi. Baktım hatun bi de çocuklar için kitap yazmış: The Power of Henry’s Imagination.  Dedim alayım Mavi’ye de çocuk, çocuk yaşta çekim yasasını filan öğrensin, iyi düşünsün iyi olsun. Neyse kütüphaneden ısmarladım geldi bi haftaya, kitabı gören Mavi, aaa Henry bu dedi. Ben tabi dumur oldum, sen nerden biliyosun lan Henry’yi dedim. Onun imacıneyşını var dedi, imacın ediyo, sonra oluyo dedi. Hey yarabbim dedim, nerden duydun? Haa dedi, Art dersinde öğretmenimiz okudu, sonra biz de imacıneyşın yaptık, ben de speysşip çizdim dedi. Boynuz kulağı geçti beyler bayanlar… İmecıneyşınını yediğiminin Mavisi

Çocuk aklı

Hepimiz gece yatağa yatınca aklımıza bilimum şeyler takılır, işle ilgili, günlük hayatla ilgili vs… Yaş 5 olunca durum farklı: Mavi uyuyamamış, beni çağırdı. M: Anne astronotlar uzaya çıkınca geri dönebiliyo mu? Y: Dönüyo Mavicim. M: Peki nasıl çıkıyorlar uzaya? Y: Uzay gemisiyle. M: Uzay gemisi nerde var? Y: Amerikada vardır. M: Aaa Amerika mıı, (üzülüyor biraz) oraya çocuklar gidemiyor değil mi, orda yengeçler vardı. ??? (Artık nerden çıktı bu bilmiyorum) Aradan 15 dk geçiyor yine beni çağırıyor. M: Anne evin altında gerçekten de canavar var mı? (Evimizde ducted heating var alttan sıcak hava üfürüyor). Y: Yok Mavicim. M: Ben iki tane aynı resim olduğu zaman ne yapacağımı bilmiyorum. Y: Ne iki resmi Mavi? M: Bulmacada. Y: Aradaki farkları bulacaksın oğlum. Bu nasıl bir uyku öncesi zihnidir??

ÇOCUĞUMUZA DOKTOR SEÇERKEN

Yaş o beş on altı, hepimizin ergenlik buhranı geçirdiği yıllar. En yakın arkadaşlarımdan biri kıvırcık saçlarından nefret ediyor, kızı beş yıldır tanıyoruz, saçlarını artık nasıl sımsıkı topluyorsa onun düz saçlı ve çekik gözlü olduğunu sanıyoruz, daha saçının kıvırcık telini görmemişiz. Bir diğeri her gün aynanın karşısında uf bacaklarım eğri, çok ince, arasından tren geçiyor, bir türlü birleşmiyor derdinde. Genel bir burun beğenmeme hemen hemen hepimizde, çıkan sivilcelerimize isim koyuyoruz filan, malum bazıları bir süre bizimle kalmayı tercih ediyor, diyorum ya şımarık ergen bunalımları. Tabi ki benim payıma düşen de ‘ben neden uzamıyorum?’ bunalımı. Orta 2’de Ev Ekonomisi öğretmenleri sınıftan benimle beraber bir kızı daha yanına çağırıyor, siz pek kısa ve minyonsunuz, biz size bir diyet yazdık diye elimize bir kağıt tutuşturuyorlar. Bilinçli bir diyet olduğunu sanmıyorum, ancak iyi niyetli. O zamanlar yemek ve ben hiç yan yana durmayan iki şey. Yemek yemenin zevkini daha ta...