Bir rüya

Uyuşturucu mafyasıyla sınavım, Nisan 2017
Sabah M.’yle Ç. uyandı, benim dersim geç olduğu için ve geceden de Chapter Six’i bitirip yolladığım için rahatım, kalkmadım. O kısacık uyku sırasında:
‘Shared’ bir evde kalıyoruz, tek katlı, tuvaletim geliyor, dışarı çıkıyorum (tuvalet dışarıdaymış meğer) bakıyorum yağmur yağıyor, biraz dolanayım diyorum, sokakta arkamdan iki kişi şşşşt şşşt yapıyor, bakıyorum, ellerinde silah, yana çekil diye işaret ediyorlar. Tırıs tırıs kenara çekilip evin karşısındaki ilk okulun arkasına doğru koşuyorum, sonra silah sesleri geliyor çaat çaat diye. Okulun bahçesindeki tüm çocukları toparlayıp sığınağa mı ne sokuyorlar, öyle kalıyorum sap gibi ortada, koşuyorum koşuyorum, o kadar çok koşuyorum ki bi bakıyorum ta Arap mahallesine gelmişim. Üzerimde askılı bluz, parmak arası terlik, of diyorum, tam da yerine geldim. Çarşaf giymiş bir kız gelip yardım ediyor bana, elimden tutup dolmuşlara kadar götürüyor, adını sorarlarsa Şule dersin diyor, Müslüman adıymış, üzerime varmazlarmış. Neyse dolmuşları beklerken çok çişim var, şuracığa yapayım diyorum ama sokak ortası, çok insan var. Dolmuşa biniyorum, ama nereye gitmem gerektiğini unutuyorum. Evin olduğu semti söylüyorum. Saate bakıyorum, akşam 7’yi geçmiş. M. okulda, hay allah, after school care 6’da bitiyor. Of diyorum, çocuğu kim alacak, nasıl yetişeceğim. Hemen arkadaşları arıyorum, ne olur Mavi’yi alın diye. Sonra yine kendimi koşarken buluyorum, ortalıkta kimse yok. Bi otobüs durağında bizim paylaşımlı evden iki kişi var, yanlarına koşuyorum. Biri Robert Downey Jr (ne alakaysa, bi sempatim de yoktur ha). O sırada durağa bir araba yanaşıyor, böyle dondurma arabasıyla sirk arabası karışımı gibi bir şey, rengarenk. Önde de sevimli altı yedi yaşlarında iki çocuk oturuyor. Diyorum ki eyvah, kesin bunlar kötü adamlar, paravan bu, derken, arabanın brandasının altından Çinli kısa boylu mafya tipli herifler çıkıyor. Biri kolumdan tuttuğu gibi beni yolun karşısına götürüyor, üzeri naylonla kapalı şeyleri açıyor, çimento torbaları kadar büyüklükteki torbalarda kokain! Elindeki bıçakla birini delip ucundan azıcık alıp bana tattırmaya çalışıyor. Yok mok istemem derken tozu üzerime döküyor ve beyaza bulanmış bıçakla elimin üzerini çizip kanatıyor. Sonra beni bir yere sürüklüyor, tuvalete. Noluyo lan napıyosun, napacaksın bana derken, beni bırakıp tuvalete giriyor, oh diyorum, fırsat bu fırsat ben de bi işeyeyim (artık sabah sabah uykuda nasıl bir çiş geldiyse). Neyse ben de tuvalete giriyorum, ohh. Bakıyorum ufak bir pencere var, burdan çıkıp kaçsam mı acaba diyorum. Sonra öğrenilmiş çaresizlik, ulan zaten hiçliğin ortasında bir yerdeyiz, nereye kaçacan kızım diyip tıpış tıpış çıkıp yine Çinliye teslim oluyorum. O sırada Robert Downey geçiyor, şöyle ufaktan yanına sokulup alçak sesle ‘Save me from these guys’ diyorum. O da manalı bir bakış atıyor. Ve rüya burada bitiyor.
Gelince Ç.a anlattım, tabi ki çok sıkıldı benim sonu bitmeyen bu rüyalarımdan. Sabah uyandın mı kalkacan aşkım, dedi, yeniden uyuyunca zihnin sana böyle garip oyunlar oynuyor.

Yorumlar

En çok okunanlar

Isim Konusu

Melbourne Gerçekleri Volume 1

KIRKINI ÇIKARDINIZ MI?

Melbourne Gerçekleri Volume 2

Ayakkabılarınızı mı çıkarırsınız, galoş mu alırsınız?

AVUSTRALYA GÖÇMENLIK BASVURUSU

Türkiye Tatili Sonrası Avustralya’ya Dönüş

Volunteer’lik ve Anglosakson Yabancılasması

Turuncu Balık

Muscat'ta Yeni Eve Taşınma Macerası