Umman ilk ev


-->
19 Ekim 2009

Sonuda bir ev tutmayı başardık, ancak enteresandır ki burda ev yok. Yani mülkler bir takım zengin ailelere ait ve onlardan kiralıyorsun. Burada insanlar bizim Türkiye’deki gibi eve yatırım yapmıyorlar. Kimsenin kiralayacak evi yok bu nedenle de bu iş bildiğimiz gibi işlemiyor. Düşünün yolun kenarındaki Honda satıcısına dahi girip kiralayacak ev var mı diye sorarak ulaşılıyor bilgiye.
Ben bizim evi tarif edeyim, 3 oda 3 banyo bir de mutfak. Biz tabi ki de bir odasında yasiyoruz, zira eşya zaten yok denecek kadar az ancak yayılabiliyoruz. Odalar zaten baya baya buyuk bizim salonların iki katı neredeyse, tavan da yüksek. Ay bir de en sevdiğim odamızın duvarının ortasında kocaman bir boşluk var, yani delik. Bu her evde default olarak geliyor, eski tip klimaları tamkak için. Biz henüz klima almadık, bu nedenle deliğimizle yaşıyoruz, Çağrı bugün oraya uygun bir kapatma bulacak bakalım bekliyoruz.
Burada tüm ayak işlerini ve hizmet işini yapan Hintliler. Sanki Omanlıların kölesi gibiler. Hizmet işini de Hintliler yaptığı ve Hintliler de dünyanin en pis insanları olduğu icin anlayin artik. Ummanlılar genelde zengin, ama işte garip bir ülke. Yani hem zenginler ama hem de gelişmemişler. Misal böyle mahalle arasi kötü bir restoranda ne gordük, Cem Yılmaz’ın kullandığı arabadan, ortalikta Z5 ler dolanıyor, Hummerlar fing atıyor... Kanalizasyon hala vidanjorle çekiliyor ama maşallah herkeste 4x4.
Yiyecek konusu şöyle ki burası çöl olduğu için ne sebze ne de meyve yetişmiyor. Şeftalinin kilosu 6,7 lira gibi. Domatesin içi beyaz. Biberler pörsük pörsük... Hep ithal ediliyor ve gelene kadar da pörsüyor herşey haliyle. Zaten dışarıda yemek yeme gibi bir alışkanlıkları yok, öyle olunca dışarıda restoran da yok, varsa yoksa ya Hint restoranı ya da Türk!
Bugün evde ilk defa kahvaltı ettik. Çaydanlık yoktu. 2 ayrı kabı alıp birbirine uydurduk ve bir çaydanlık yaptık, altı aliminyum üstü cam biraz tuhaf oldu ama idare ediyor, en azından çaydanlık görüntüsü bile hoş. Ekmek tost ekmeği olarak var. Allahtan bizimkine benziyor. Misal Endonezya’da ekmekler hep tatlıydı. Üstüne nutella sürüp yedik.
Ha bu arada evin adresi yok. Yani ev var ama adres yok. Henuz işlenmemiş sisteme. Enteresan yani. Fatura filan nereye geliyor diye sorduk, kapıyı çalıp veriyorlarmış.
Okuldaki ders programım fena değil. Ancak bilmediğim konuları anlatıyor olmam biraz zorluyor. Misal bizde konuları yalayıp yutmuş bir prof un anlatacağı history culture context dersine hakim kimse yokmus, ben yeni geldim diye bana yıktılar..
Garip farklıkları da yeri geldikçe yazarım. Misal erkeklerin selamlaşmasının birbirlerine burunlarını sürterek yapmaları filan .... güzel şeyler bunlar :))
Henüz keşfediyoruz...
Şimdilik bu kadar. Öpüyorum.

Yorumlar

En çok okunanlar

Isim Konusu

Melbourne Gerçekleri Volume 1

KIRKINI ÇIKARDINIZ MI?

Melbourne Gerçekleri Volume 2

Ayakkabılarınızı mı çıkarırsınız, galoş mu alırsınız?

AVUSTRALYA GÖÇMENLIK BASVURUSU

Turuncu Balık

Türkiye Tatili Sonrası Avustralya’ya Dönüş

Volunteer’lik ve Anglosakson Yabancılasması

Muscat'ta Yeni Eve Taşınma Macerası