deprem anıları

ekim 2005

bilmeyen varsa önceden söylemekte fayda var: buraları deprem vurdu durdu
dün, sabah saatin çalmasıyla depreminde sallaması, uyanmayı ve akabinde ayılmayı tez elden tetikleyen neden oldu.
okula geldik, sabahtan da birkaç tane patlattı derken derse girdik, derste de salladı, öğrenciler titremeye başladı, aşağı inildi tekrar yukarı çıkıldı, sonracığıma öğlen saatlerinde okulun unuttuğu en alt katın küçük bir sınıfında üç öğrenci bir hoca bir de asistan ben olmak üzere ders yaparken gümbür gümbür bi tane daha oldu, bunda kendimizi pencerden dar attık, sonra hoca tutturdu hadi girin içeri geçti diye, derse devam ettik, kahve molası verip yukarı kantine çıktığımızda okulun ve derslerin iptal olduğunu herkesin evlere dağıldığını öğrendik, bu molayla ders te bitti haliyle, sonra tanımadığım insanların arabasıyla alsancağa indim, asistan arkadaşın biriyle yürüdük yürüdük kahve içtik konuştuk, sonra o annesiyle buluşmaya gitti, başkalarını aradım, kimseyi bulamadım, yalnız yalnız sokaklarda dolandım, e yapacak birşey yok otobüse binip eve yollandım, kapıyı açmaya çalışana kadar herşey normaldi, hatta arka tarafında uyuşturucu sattığı iddia edilen dvd 'ciden iki tane dvd bile aldım akşama çerez olur diye, anahtarı çeviriyorum kapı açılmıyor, sallantıda sıkışmış olmalı, kapı çelik, güvenli olayım diye yapıldı, ne güvenlik!
deprem olsa içeri sıkışıp kalacağım.. neyse üst komşuya gittim, vesile oldu tanıştık, adamcağız geldi, zorladı açtı kapıyı, sonra dayımın önerisiyle kapıyı zeytinyağladım olası sıkışmalara karşı, içeri bir girdim ki benim şişeler devrilmiş, tablonun biri inmiş, duvara dayalı ahşaplar yerle bir, ocaktaki tencerenin dibinde kalan su ocağa dökülmüş, vazonun suyu dışına akmış, bir de en enteresanı odamdaki balkon kapısının açık olmasıydı, küvete, kapıların arkasına, yatağın altına filan baktım içeride kimse yok, e laptop da sağlam, biri girmemiş, kapıyı da kapadığımdan eminim...
neyse biri sıkışıyorsa biri de açılıyor heralde diye düşündün, allahın işine bak.. işte o an beni bir panik kapladı ki gerisi film zaten: can havliyle elime ne geçirdiysem içine attığım sırt çantamı, içinde önemli belgelerim olan laptopu -öleceğiz ama hala tezi, yazıları filan kurtarmaya çalışıyorum, garip insan halleri- kapının önüne koyuyorum, hemen pamukkale aranıp gece datçaya bi yer ayırtıldı, bölüm başkanını arıyorum, diğer asistan kızları arıyorum okul ertesi gün tatil edildi mi diye, yok yok yok!, okulu aradım, yok öyle bişey rektör konuştu dersler yapılacak! işte! "çalışma"nın anlamı ilk defa beynimde patlıyor, ölecek de olsan o işe gidilecek!nereme yediğimi bilmeden salam ve ekmek takviyesi yapıyorum mideme, televizyonu açıyorum, heryerde izmirde deprem, insanlar sokakta...
dedim ben çıkıyorum, aşağı indim, belki 3 saat mahallede turladım, merkeze inmedim, oralar pek sağlam değil diye, şimdi arkadaşları arayıp evlerine gidebilirim, nitekim aysunlar alacaklardı bile ama "ev" ruhumu sıkıyor, hem uyuyacaksam kendi evimde uyurum, buraların sağlam olduğunu herkes söylüyor, gece mahalle sanki şenlik yeri, çocuklar kaydıraklarda, herkeste tüpler, çaylar demleniyor, köşelerde yataklar döşekler, herkes battaniyesiyle sokaklarda, gençler gruplaşmış, çocuklar gruplaşmış, yaşlılar gruplaşmış, ilk defa yalnızlığın gerçeğini hissediyorum, ait olduğum bir grup yok benim bu şehirde, bu mahallede, öksüzler gibi dolanıp duruyorum sokaklarda...
sahayı keşfettim, maç izleyeyim dedim, önde oturan iki bayan vardı, onlar da sıkılmış çıkmış heralde dedim, maç bitti, maçı yapanlardan ikisi kocalarıymış meğer, kadınlarını alıp gittiler, geriye sadece mahallenin delikanlıları kaldı, haliyle ben de eve yollandım, bir güzel deprem çantası yaptım, laptoptaki en önemli bilgileri küçük usb me kaydettim, ama nedense fotoğraf makinamı aldım yanıma ve filmleri, su, çikolata, bisküvi, polar, bere, don, atlet, ıslak mendil, düdük, düdüğü de boynuma bağladım evde onunla geziyorum, aldığım pilleri eskileriyle değiştireyim derken el lambasını düşürdüm ve kırıldı, artık ışıksızım, eyvahlar olsun....
televiyon kanallarını yüzbeş defa turlayıp tüm deprem görüşerini dinledikten sonra saat ikibuçuk oldu hadi dedim şu aldığım filmin eğlenceli olanını izleyeyim, dar alanda kısa paslaşmalar, başlattım, yatağa girdim, güüüp tekrar vurdu, hadi dedim devam , yok birşey, on dakika sonra bir daha güüüp, aşağıda feryat figan koptu, kadın sinir krizi geçiriyor olmalı, çığlık çığlığa aşağı fırladı, peşinden adam, sonra kız çocukları, aşağıda da bir süre anlamsız yere kavgalaştıktan sonra üçü birden aynı arabaya binip uzaklaştılar, acaba ben de onlarla mı gitseydim, pencereyi açtım , dışarıdan insan sesleri geliyor, kadifeyi çektim altıma, üzerime bir polar, çok pisim, banyo yapmaya cesaret edemedim, saçımı yıkamışım önceden, kafa hala ıslak, kafaya bir de bere taktım, sırtıma da ispanya treninden yürüttüğüm koca battaniyemi atıp merdivenlerden koşar adım aşağı indim.....
uzakta bir kadın var, elinde çalı çırpı yürüyor, peşine takılıyorum, ateş yakıyorlar, üç beş kişi, diyorum ben de geldim, cin bastı, dayanamıycam artık, gel kızım gel diyorlar, sonra salatalıklar soyuluyor, başka bir komşu termosta çayıyla iniyor, kurabiyeler, çaylar, bir taraftan çalı çırpı toplanıyor, kocalar evde fosur fosur uyuyor kadınlar dışarda sabahı bekliyor, çocuklar da arada bir gelip gidiyor, muhabbet koyu, kimsin nesin, nerdensin, diyorum acaba yanlış mı yaptım izmire gelmekle, yooo diyorlar burası şöyle güzel böyle güzel, gavur izmir, tatlı güneş, pırıl deniz....
saat ilerlemiş, bir taraftan davulcu geçiyor, malum ramazandayız, hatunlar ısınmak için uzo içiyorlar, allah kabul etsin diyorum, ben bari şu köşeye kıvrılayım, bana ekstra battaniye veriyorlar, is kokusu dışında pek bir sorun yok, sıcak sıcak yatıyorum, hanımlardan birinin oğlu geliyor, oğlan makina mühendisi, anne gir içeri diyor, hayır oğlum diyo, anne diyor içki içtin bu yüzden kendini sıcak hissediyorsun ama aslında üşüyorsun farkında değilsin bıdı bıdı bıdı, ay oğlum bi git diyo başımdan....
saat sabah beşe doğru hadi arabaya girelim dediler, ben bu iki bayanla arabaya girdim, arabada şarkılar türküler derken biraz uyuduk, uyuduk denir mi bilmiyorum, sabaha doğru bu sevimsiz makina mühendisi oğlan da geldi, o da sıkıştı direksiyon koltuğuna, baktım yedibuçuk olmuş, ben pılımı pırtımı topladım çocuk uyandı çıkarken, e tabi hatunlar sızmıştı, dedim çok teşekkürler, neriman teyzeyle ikbal teyzeye de selam söyle, bir de not iliştirdim hatunlara, çıkınca, doğru eve, yüz yıkama, üst değişikliği, diş fırçalama, okula geldim.
iş bilinciyle bekliyorum
bakalım bugün neler olacak???

Yorumlar

En çok okunanlar

Isim Konusu

Melbourne Gerçekleri Volume 1

KIRKINI ÇIKARDINIZ MI?

Melbourne Gerçekleri Volume 2

Ayakkabılarınızı mı çıkarırsınız, galoş mu alırsınız?

AVUSTRALYA GÖÇMENLIK BASVURUSU

Turuncu Balık

Türkiye Tatili Sonrası Avustralya’ya Dönüş

Volunteer’lik ve Anglosakson Yabancılasması

Muscat'ta Yeni Eve Taşınma Macerası